<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İklim Değişikliği - Haberin Aslı</title>
	<atom:link href="http://www.haberinasli.com/etiket/iklim-degisikligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.haberinasli.com</link>
	<description>Haberin aslı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 19 Aug 2019 19:07:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>
	<item>
		<title>İmamoğlu: İstanbul, Pansuman Kaldıracak Bir Şehir Değil!’</title>
		<link>http://www.haberinasli.com/imamoglu-istanbul-pansuman-kaldiracak-bir-sehir-degil/</link>
					<comments>http://www.haberinasli.com/imamoglu-istanbul-pansuman-kaldiracak-bir-sehir-degil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Aug 2019 19:07:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Üst Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem İmamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Hasar Gören Bölgeler]]></category>
		<category><![CDATA[İBB Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Pansuman Kaldıracak Bir Şehir Değil]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul’da Baskın]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul’da Sel]]></category>
		<category><![CDATA[itvhaber]]></category>
		<category><![CDATA[Yağmur Felaketi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.haberinasli.com/?p=53888</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yağmur felaketi yaşayan İstanbul’un en fazla hasar gören bölgelerinde incelemelerde bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İstanbul, pansuman kaldıracak bir şehir değil.” dedi. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, yağmur felaketi yaşayan İstanbul’un en fazla hasar gören bölgelerinde incelemelerde bulundu. Kentin sorunlarını bütüncül bir çalışmayla ele alacaklarını vurgulayan İmamoğlu, “Pansumanla çalışmanın bir anlamı yok İstanbul’da. İstanbul, pansuman kaldıracak [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="http://www.haberinasli.com/imamoglu-istanbul-pansuman-kaldiracak-bir-sehir-degil/">İmamoğlu: İstanbul, Pansuman Kaldıracak Bir Şehir Değil!’</a> first appeared on <a href="http://www.haberinasli.com">Haberin Aslı</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://www.itvhaber.com/wp-content/uploads/2019/08/ibb_ekrem-imamoglu_istanbul_pansuman.jpg"><img decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-178055" src="https://www.itvhaber.com/wp-content/uploads/2019/08/ibb_ekrem-imamoglu_istanbul_pansuman-300x164.jpg" alt="" width="300" height="164" /></a>Yağmur felaketi yaşayan İstanbul’un en fazla hasar gören bölgelerinde incelemelerde bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İstanbul, pansuman kaldıracak bir şehir değil.” dedi. </strong></p>
<p>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, yağmur felaketi yaşayan İstanbul’un en fazla hasar gören bölgelerinde incelemelerde bulundu. Kentin sorunlarını bütüncül bir çalışmayla ele alacaklarını vurgulayan İmamoğlu, “Pansumanla çalışmanın bir anlamı yok İstanbul’da. İstanbul, pansuman kaldıracak bir şehir değil. Varsa bir eksiklik, orada kalıcı tedbirlerin alınması konusunda kesin adımlar atmak zorundayız. Bu anlayışla önümüzdeki hafta, bütün arkadaşlarımız çalışmalarını sürdürecek. Elde ettiğimiz bilgilerle de sizi bilgilendireceğiz” dedi. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, kentte dün yaşanan sel baskınlarında en fazla zarar gören noktalarda incelemelerde bulundu. İmamoğlu’na Genel Sekreter Yavuz Erkut ile yardımcıları Orhan Demir, Murat Yazıcı ve Murat Kalkanlı da eşlik etti. Yardımcılarından yaşananlarla ilgili bilgi alan İmamoğlu, ilk olarak Eminönü’ndeki yeraltı çarşılarını ziyaret ederek esnafın sorunlarını dinledi. İmamoğlu, gazetecilerin sorularına yeraltı çarşısının merdivenlerinde yanıt verdi. “İstanbul’un altyapısı ile ilgili pis su, yağmur suyu ve özellikle kıyıya yakın bölümlerdeki yapılaşma düzeni, alt geçitler buraların bu tür su baskıları ile ilgili, risklerinin ölçümü tümüyle ele alınması gerekiyor” diyen İmamoğlu, şunları söyledi: “Biz işimizi şansa bırakmak niyetinde asla değiliz. İş, rastgele yönetilmez. Bazı şeyler vardır ki, fiziken bunu aşarsınız. Yapılarınızın düzensizliğini ortadan kaldırıp, atarsınız. Bazılarında da teknik altyapıyı güçlendirirsiniz ve o şekilde aşarsınız.”</p>
<p><strong>-İKLİM DEĞİŞİKLİKLERİNE VURGU-</strong></p>
<p>Dünyada bir iklim değişikliği yaşandığına vurgu yapan İmamoğlu, “Bu, sadece Türkiye’ye has değil. Dünya bunu tartışıyor. Fazla değil, 20-30 yıl sonra yaz sıcaklığının en az 3,5-4 derece artacağından bahsediliyor. Ve bu, iklim değişikliklerinden doğan yağışla ilgili süreçlerle ilgili ciddi sorunlar var. Biz, İstanbul’la ilgili seferberlik kelimesini kullanırken sadece deprem, trafik değil, birçok konu var. İşte bu da altyapı ile ilgili bir seferberlik. İstanbul’un yapılaşması ile ilgili ciddi sıkıntılar oluşmuş durumda. Bazı semtlerde, beklentinin çok üstünde bir takım yapı yığını oluşturulmuş durumda. Ne yazık ki bu yapı yığının büyümesi ile ilgili tehditler devam ediyor” dedi.</p>
<p><strong>“METEOROLOJİ, AKOM’A GEÇ BİLGİLENDİRME YAPTI!”</strong></p>
<p>Aşırı yağışla ilgili meteorolojiden AKOM’a geç bilgilendirme yapıldığına dikkat çeken İmamoğlu, “AKOM’daki bilgileri, özellikle bir daha kontrol ettirdim. Bize meteorolojiden yağışla ilgili uyarı 12.30’da gelmiş. Yani o saatte İstanbul’da yağış başlamıştı ve 15-20 dakika sonra da o baş edilmez, saatte 114 kilogramı bulan yağış miktarına erişilmişti. Dolayısıyla çok geç geç bir uyarı işlemiş meteoroloji tarafından. Hatta orta şiddette bir yağış denmiş. Yani yaklaşık 40 kilogramın altında rapor edilmiş ama büyük bir fark var arada. Özellikle Fatih bölgesi için konuşuyorum. Tabii tarihi yarımadanın ciddi sorunları da var. Bu hususta zorluklar da var. Tümüyle ele alınması gereken hususlar bunlar” dedi.</p>
<p><strong>“ESNAFIN YARALARINI SARACAĞIZ”</strong></p>
<p>Eminönü yeraltı çarşısında dükkanı bulunan ve maddi zarar gören esnafın yanında olduklarına vurgu yapan İmamoğlu, “İtafaiye raporlarını bugün, hızlıca sunacağız arkadaşlara. Onlar da sigorta şirketlerini bekliyorlar. Yarayı saracağız. Tabii can kaybının sarılma şansı yok. O büyük üzüntümüz. Bir vatandaşımızı kaybettik. Bu sorunları ileriye dönük yaşamamak adına, ki tam da 17 Ağustos depreminin yıl dönümünde bu süreci yaşadık. Bu da bir ikazdır. Deprem ikazını ne yazık ki, biz bundan 20 yıl önce yaşadık. Ama 20 yılda ne noktaya geldiğimize baktığımızda, ne yazık ki iyi noktalarda değiliz. Biz, ne yazık ki vatandaşımızı rahatlatacak, cümleler kuramayız. Kimse kimseyi aldatmasın. Keşke rahatlamış olsa vatandaşımız da biz de alkış tutsak. Bu bakımdan, bu da ciddi bir ikazdır” diye konuştu.</p>
<p><strong>“ÜSKÜDAR’DA MÜTEAHHİT FİRMA ‘BASKIN OLMAYACAK’ DEMİŞTİ!”</strong></p>
<p>“Yolumuzda altyapı ile ilgili, afetlerle ilgili yoğun seferberlik dönemimiz adına çalışma yapacağız. Çalışmanın temelinde şu vardır: Dünyanın iklim değişimleri göz önünde bulundurularak ve İstanbul’umuza bunun yansıması ile ilgili, tümüyle İstanbul’umuzun alt yapısını, gözden geçirecek ve makro bir planla hareket edeceğiz, geçici değil. Buralar pompa ile aşılacak durumda değildir. Kalıcı yöntemlerle yol yürüyeceğiz. Üsküdar da bize, “Artık baskın olmayacak, görünen o mevcut görüntü olmayacak” denmişti müteahhit tarafından. Bir daha yaşanmayacak noktasında bilgi verilmişti geçen yönetim döneminde. Üsküdar’da dün 40 kilogram yağış gözlendi. Ama yine aynı manzara yaşandı. Orayı da görmek istiyorum. Yol ve sahili de görmek istiyorum. Sonra tümüyle bir değerlendirme yaparız” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“BİZİM TATİLİMİZ DE ŞEFFAF”</strong></p>
<p>İmamoğlu, tatilde olmasıyla ilgili yapılan eleştirilere de gazetecilerin, “Bugün de erkenden buraya geldiniz. Bununla ilgili bir şeyler söyler misiniz” sorusu üzerine şu yanıtı verdi: “Gün boyu sokaklarda söyleyeceğim. Bu konunun en basit kısmı. Nedir bu? Birisi onu demiş bunu demiş. Milletvekiliymiş, belediye başkanıymış. Boş konuşan, boş konuşuyor zaten. Makamı ne olursa olsun. İmamoğlu niye tatildeymiş? Bak sen! Bizim tatilimiz de şeffaf. Ailemi siyasetin dışında, tutacağımı her yerde söyledim. Dolayısıyla siyasetin dışında bir alanda 7 yaşındaki kızıma şefkatimi, baba sevgimi gösterme lazım. 14 yaşındaki oğlumu kucaklayıp, onu geleceğe hazırlamam lazım. 21-22 yaşındaki oğlumun da meslek hayatında güçlü olması için kendi kişisel gelişimini güçlendirmesi için, onun yanında olmam lazım. Hayatın görev tarafı ayrı, aile tarafı ayrı. Ben aile tarafını, yoğun bir 8-9 aylık Türkiye gündeminden sonra desteklemeye çalışıyorum. Zaten 2 gün Hacıbektaş’taydım. Ziyaretlerimizi yapmıştık. 2-3 gün de ailemizle birlikte olmak istedik. O ana afetin denk gelmesi, elbette koşup geleceğiz. Gece 12 olur, 3 olur 5 olur. Türkiye’nin neresinde olursak olalım, dünyanın neresinde olursak olalım koşup geçeğiz. Bu benim insani tarafımdır. Bunu kimseyle paylaşmam, tartışmam. Benim tatilim de şeffaftır. Ailemle tatil yapıyorum. Gizli tatil yapmam. Gizli tatil yapmaya ihtiyaç durmam. Çünkü bu benim ihtiyacım, bu benim güzel ailem. Bazen oluyor ki annemi 1-1,5 ay görmüyorum. Bu kadar yoğun bir gündemde çalışıyoruz, çalışmaya da devam edeceğiz. Sorumluluklarımızın büyük olduğunu biliyorum. Sadece rakip olmak, siyaseten karşı tarafta durunca bu laflar söylemek refleksinde bulunan kişilerin kalibresi düşük. Zihinler yetersiz, cümleleri de öyle çıkıyor.”</p>
<p><strong>-EMİNÖNÜ’NDEN BEYAZIT’A KADAR YÜRÜDÜ-</strong></p>
<p>İmamoğlu, yeraltı çarşısında yaptığı incelemelerin ardından yürüyerek Kapalıçarşı’ya geçti. Mahmutpaşa Kapısı’ndan Beyazıt Meydanı Kapısı’na çıkan İmamoğlu, bir kez daha kameraların karşısına geçip, gazetecilerin sorularını yanıtladı. İmamoğlu, “Sabahın erken saatlerinden beri önce Eminönü bu kez Kapalıçarşı’dasınız. Neler diyeceksiniz, çalışmalar nasıl gidiyor” sorusuna, “Sabah Eminönü-Sirkeci’de, yeraltı geçidimizde çarşıdaki esnafımızla dertleştik. Sonra yine Mahmutpaşa yokuşundan Kapalıçarşı’nın içine girdik. Şu anda da Beyazıt Kapısı’ndayız. Buradan AKOM’a geçeceğiz. Sonra Üsküdar’da bazı tespitler var. Üsküdar’da yağış az olmasına rağmen, yine denizle Üsküdar Meydanı’nın malum görüntüsünü yaşamak bizi üzdü. Zira orda artık yaşanmayacağı konusunda açıklamalar olmuştu. Oraları yerinde gezeceğim. Tespitlerimizi yapacağız. Dün, ölen vatandaşımız gerçekten bizi derinden üzdü Allah rahmet etsin” yanıtını verdi.</p>
<p><strong>“AKTİF OLARAK SAHADAYIZ”</strong></p>
<p>İmamoğlu, “İstanbul genelinde bilanço nedir” sorusunu ise, Yaklaşık bin 800’e yakın vaka tarafımıza duyuruldu ve bunların tamamıyla ilgilenildi. 4 bine yakın çalışma arkadaşımız sahada çalıştı. Su baskınlarına yerinde müdahale edildi. Yaralar en hızlı şekliyle sarılmaya çalışılıyor. Sabah bir kısım esnafımızla konuştum, özellikle yeraltı geçidimizdeki esnafımızla. Zararları konusunda tespitler yapılıyor. Arkadaşlarım konuya müdahil oluyorlar. Özellikle tarihi yarımadada yol bakım ekiplerimiz devrede olacak. Ve yolda kanalizasyonda olan sıkıntılarla ilgili İSKİ ekiplerimiz yine sahada. Tümüyle aktifiz olarak sahadayız. En hızlı şekliyle yaraları saracağız” şeklinde yanıtladı.</p>
<p><strong>“YARINA KADAR HİÇBİR SORUN KALSIN İSTEMİYORUZ”</strong></p>
<p>Eminönü ve Kapalıçarşı’daki incelemelerini tamamlayan İmamoğlu, daha sonra AKOM’a geçti. Yetkililerden bilgi alan İmamoğlu, burada da gazetecilerin sorularını yanıtladı. İmamoğlu, “Maddi hasar oranı ne kadar” sorusu üzerine şu bilgileri verdi: “Çok ihbar ulaştı elimize. 27 yolda göllenme, 13 yolda çökme, 13 alt geçit su baskını. 37 mahsur kalan ve kaza yapan araç ihbarı. 29 adet de bariyer hasarı, sarı mazgal tıkanması gibi ihbarlar. Onun dışındakiler de ev, iş yeri ihbarı şeklinde listesi var.” İmamoğlu, sahada çalışan ekip sayısıyla ilgili de “Yoğunlaşan alan Eminönü ve civarı. Şu anda orada hasar tespitleri yapılıyor. Biz, aynı zamanda itfaiye raporlarımızı buradaki iş yeri sahiplerine hemen vereceğiz. Bekletmeyeceğiz. Sonrasında da oradaki insanların yaralarının sarılması ile ilgili saat 10’da genel sekreter yardımcımız Murat Bey’le beraber bir koordinasyon toplantısı yapacaklar. Biz, onlara maddi manevi yanlarında olacağımız beyan ettik. Onun dışında tarihi yarımadada yol bakım ekiplerimiz, sahada tespitlerini yapıyorlar. Büyük oranda küçük tamirler söz konusu. 24 saat içerisinde toparlanması konusunda talimat verdik. Yarın sabaha orada hiçbir sorun kalsın istemiyoruz. Üsküdar Yavuztürk Mahallesi’nde İSKİ dolgusunu yaptı. Yol çalışıyor ama muhtemelen asfaltı daha sonra halledilecek. Sanıyorum birkaç gün içinde orası çözümlenir. Yerinde göreceğim. Ekiplerin tamamı sahada” diye konuştu.</p>
<p><strong>“ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA BASINI BİLGİLENDİRECEĞİM”</strong></p>
<p>Yıllardır yapılan uyarılara rağmen kalıcı çözümler üretilmediğini vurgulayan İmamoğlu, “Genel sekreterimizle konuştuk. Hızlıca, özellikle alt yapıya dair ilgili tüm birimleri toplayarak bir çalışma yapın dedin. Talimatımız şu yönde olacak: İstanbul’da son 20-25 yılda yaşanan bu tür sel ve afetlerdeki riskli alanlar nerelerdir? Nerelerde yaşanıyor? Bunların tamamı göz önüne alınarak, alınması gereken kısa, orta uzun vadeli tedbirlerle ilgi çalışma yapılacak. Bununla ilgili önümüzdeki hafta basını da bilgilendireceğim. Bu çalışma, bütüncül bir çalışma olacak. Pansumanla çalışmanın bir anlamı yok İstanbul’da. İstanbul pansuman kaldıracak bir şehir değil. Varsa bir eksiklik, orada kalıcı tedbirlerin alınması konusunda kesin adımlar atmak zorundayız. Bu anlayışla önümüzdeki hafta, bütün arkadaşlarımız çalışmalarını sürdürecek. Elde ettiğimiz bilgilerle de sizi bilgilendireceğiz” ifadelerini kullandı.İmamoğlu, AKOM’un ardından Yavuztürk Mahallesi ve Üsküdar Meydanı’nda da incelemelerde bulundu. İmamoğlu, incelemelerde bulunduğu her bölgede vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı ve yurttaşlarla fotoğraf da çektirdi.</p><p>The post <a href="http://www.haberinasli.com/imamoglu-istanbul-pansuman-kaldiracak-bir-sehir-degil/">İmamoğlu: İstanbul, Pansuman Kaldıracak Bir Şehir Değil!’</a> first appeared on <a href="http://www.haberinasli.com">Haberin Aslı</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.haberinasli.com/imamoglu-istanbul-pansuman-kaldiracak-bir-sehir-degil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Çevre Günü’nde Fosil Yakıt Kirliliğine Dikkat Çekildi</title>
		<link>http://www.haberinasli.com/dunya-cevre-gununde-fosil-yakit-kirliligine-dikkat-cekildi/</link>
					<comments>http://www.haberinasli.com/dunya-cevre-gununde-fosil-yakit-kirliligine-dikkat-cekildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Jun 2019 08:57:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Üst Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Baran Bozoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Çevre Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Fosil Yakıt Kirliliğine Dikkat Çekildi]]></category>
		<category><![CDATA[Fosil Yakıt Tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[Fosil Yakıt Tüketimi Kaynaklı Kirlilik]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[itvhaber]]></category>
		<category><![CDATA[su kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.haberinasli.com/?p=52466</guid>

					<description><![CDATA[<p>TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Baran Bozoğlu, Birleşmiş Milletler Dünya Çevre Günü kapsamında yaptığı açıklamada fosil yakıt tüketimi kaynaklı kirliliğe dikkat çekti.  Türkiye’de hava kirliliğine bağlı ölümlerin sayısının yılda yaklaşık 30.000 olduğunu iddia eden TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Baran Bozoğlu, fosil yakıt kullanımı kaynaklı olan sağlık sorununun ülkemizde yoğunlaşarak artmakta olduğuna dikkat [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="http://www.haberinasli.com/dunya-cevre-gununde-fosil-yakit-kirliligine-dikkat-cekildi/">Dünya Çevre Günü’nde Fosil Yakıt Kirliliğine Dikkat Çekildi</a> first appeared on <a href="http://www.haberinasli.com">Haberin Aslı</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://www.itvhaber.com/wp-content/uploads/2019/06/BARAN-BOZOGLU-su-cevre.jpg"><img decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-173815" src="https://www.itvhaber.com/wp-content/uploads/2019/06/BARAN-BOZOGLU-su-cevre-300x164.jpg" alt="" width="300" height="164" /></a>TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Baran Bozoğlu, Birleşmiş Milletler Dünya Çevre Günü kapsamında yaptığı açıklamada fosil yakıt tüketimi kaynaklı kirliliğe dikkat çekti.  </strong></p>
<p>Türkiye’de hava kirliliğine bağlı ölümlerin sayısının yılda yaklaşık 30.000 olduğunu iddia eden TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Baran Bozoğlu, fosil yakıt kullanımı kaynaklı olan sağlık sorununun ülkemizde yoğunlaşarak artmakta olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>Türkiye genelinde belediyelerden kişi başı çekilen günlük ortalama su miktarı 217 litre olarak kaydedildiğine dikkat çeken Dr. Baran Bozoğlu, iklim değişikliğine bağlı olarak azalan su kaynaklarının hızla kirlendiği ve yer altı sularının çekildiğinin altını çizerek, atık suların tekrar kullanımının önemine işaret etti.</p>
<p><strong>TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Baran Bozoğlu, Birleşmiş Milletler tarafında Dünya Çevre Günü kapsamında açıkladığı Çevre Raporu:</strong></p>
<p>5 Haziran 1972 yılında BM Stockholm Konferansı’nda insan ve çevre arasındaki ilişki üzerinde durulmuş ve bugün Birleşmiş Milletler tarafında Dünya Çevre Günü olarak kabul edilmiştir. 2019 yılı Dünya Çevre Günü’nün teması ise “Hava Kirliliği ile Mücadele” olarak belirlenmiştir.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre artan nüfus, fosil yakıt tüketimi kaynaklı ve temiz yakıt ve teknolojilerinin kullanılmaması ile kirlenen hava nedeniyle her 10 kişiden 9’u kirli hava solumaktadır.</p>
<p>Türkiye’de hava kirliliğine bağlı ölümlerin sayısı yılda yaklaşık 30.000’dir. Fosil yakıt kullanımı kaynaklı olan bu sağlık sorunu ülkemizde yoğunlaşarak artmaktadır. Türkiye’nin havası AB’ye göre en az %33.4 daha kirlidir. Hava kirliliği kaynağı olan fosil yakıt kullanım oranı ülkemizde %88’dir. Özetle, Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen tema, ülkemiz için yaşanan en önemli çevre sorununa karşı dikkat çekmek amacıyla oldukça değerlidir.</p>
<p>2017 yılında yaklaşık 34,4 milyar TL çevre koruma harcaması yapılmıştır. Bu harcamaların %49’u atık yönetimi ve %35’i atıksu yönetimi konularında olmuştur. Dış ortam hava kirliliğini engelleme ve azaltma ve iklime yönelik olarak ise sadece %2 oranında harcama yapılmıştır. Hava kirliliği ülkemizin en önemli sorunudur bu sorunun çözümüne yönelik daha fazla bütçe ayrılması ivedi bir ihtiyaçtır.</p>
<p>TMMOB Çevre Mühendisleri Odası olarak, Genel Kurulumuzda alınan karar doğrultusunda, Dünya Çevre Günü, Ekolojik Yıkımla Mücadele Haftası olarak ele alınmakta, ekolojik yıkımın etkileri ve bu yıkıma karşı çözüm önerileri topluma aktarılmaktadır. Kuşkusuz, ülkemizde çevre yönetimi alanında güzel gelişmeler de yaşanmakta, düzenli depolama sahalarının, atıksu arıtma tesislerinin sayısı artmakta, alt yapı güçlendirilmekte, ağaçlandırma faaliyetleri de yapılmaktadır. Maalesef, bu gelişmelerin yanında, çevre kirliliği halen artmakta, mevcut orman dokusu yok edilmekte, çalışmayan atıksu arıtma ve içme suyu arıtma tesisleri de bulunmakta, derelerimiz, havamız ve toprağımız kirlenmeye devam etmektedir. Örneğin, Cumhuriyetin ilk yıllarında 44 milyon hektarla ülke yüzölçümünün yüzde %56’sını oluşturan mera ve çayır alanları, 2014 yılı verilerine göre 14,6 milyon hektara inerek %19’a gerilemiştir. Bizlere düşen görev, sorunları dile getirerek çözüme katkı vermek, toplumda ve kamu yönetiminde farkındalık yaratmaktır. Bu kapsamda, sorun alanlarına yönelik mevcut duruma dair görüşlerimiz ve önerilerimizin bir kısmı bu rapor ile derlenmiştir.</p>
<p>A<strong>B İLERLEME RAPORU</strong></p>
<p>29 Mayıs 2019 tarihinde 27. Başlıkta “çevre ve iklim değişikliği” alanını da kapsayan AB Komisyonu Türkiye İlerleme Raporu yayımlanmıştır. Raporda, çevre alanında kurumsal kapasitenin yetersizliği, denetimlerin yetersizliği, ÇED sürecinin doğru uygulanmadığı, halkın katılımı ve çevresel bilgiye erişim konusunda çalışma yapılması gerektiği, Paris İklim Anlaşması’nın uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Yerel temiz hava eylem planlarının hala 17 kentte oluşturulmadığı vurgulanmıştır. Yerel ve bölgesel bazda atık yönetim planlarının uygulanmasında, geri dönüşümün teşvik edilmesinde daha fazla çabaya ihtiyaç olduğu not edilmiştir. İklim değişikliği konusunda ise AB’nin 2030 hedeflerine uyum konusunda adım atılmadığı, iklim değişikliği politikasının diğer sektörlere yeterince yansıtılmadığı belirtilmiştir.</p>
<p>Özetle, Odamızın tespitleri doğrudan raporda yer almaktadır. Bu nedenle, siyasi partilerin ve bürokratların AB ilerleme raporundan önce Odamızın açıklamalarına kulak vermesi bu uluslararası raporlarda belirtilen hususların önceden çözülmesini sağlayacaktır.</p>
<p><strong>İKİ OLUMLU MAHKEME KARARI!</strong></p>
<p>Son bir yıldır Odamızın çabaları ile iki olumlu mahkeme kararı alınmıştır.</p>
<p>Birincisi, Çevresel Etki Değerlendirme Raporları’nın süresiz bir şekilde kamuoyuna açık hale getirilmesi için verdiğimiz hukuki çaba sonuç bulmuş, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 29.06.2015 tarihli yazısı ile uygulamaya aldığı ÇED raporlarının erişimine 30 günlük süre kısıtlaması mahkeme tarafından iptal edilmiştir. Özetle, ÇED olumlu kararı alınan projelere ait ÇED raporları süresiz Bakanlık internet sitesinde herhangi bir kısıtlama olmadan kamuoyuna açık hale getirilmelidir. AB ilerleme raporunda da belirtilen çevresel bilgiye erişim sorununu da yaratan bu uygulama vatandaşlarımızın kendi yaşam alanındaki projeleri takip etmesini, verilen taahhütlere uyumu kontrol etmesini engellemekteydi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı mahkeme kararını uygulamaya, 29.06.2015’den önceki uygulamaya dönmeye davet ediyoruz.</p>
<p>İkinci önemli karar ise tehlikeli atık yönetimindeki soruna dairdir. Karabük OSB’den Marzinc’e ait 15 kat fazla kurşun barındıran tehlikeli atıklara Bakanlık tarafından verilen bir yazı ile “tehlikesiz” atık niteliği verilmiş ve bu tehlikeli atıklar tehlikesiz atık muamelesi görerek İstanbul ve Ankara’ya sevk edilmiş, tehlikesiz atık sahalarına yani yeterince önlemin olmadığı sahalara depolanmıştı. Odamız konuyu gündeme getirmiş, Bakanlığa hatalı uygulamasından vaz geçmesini belirtmiş ancak karşılığında Bakanlık sayfasında yayımlanan talihsiz bir yazı ile uygun olmayan ithamlara maruz kalmıştı. Bugün haklılığımız bir kez daha ortaya çıktı. Ankara Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün Ankara’da bu atıkların döküldüğü alana dair kestiği çevre cezasının ardından, davamız sonucunda mahkeme tehlikeli atıklara tehlikesiz atık nitelendirmesinin yapılamayacağını belirterek Bakanlığın yazısının iptaline karar verdi.</p>
<p>Tehlikeli atık yönetimi için tarihi bir karar olan bu mahkeme kararı ile ülkemizdeki tehlikeli atıklara dair uygun olmayan bir uygulama iptal edilmesi ve içtihat oluşması sağlandı.</p>
<p>Öte yandan, yılda 5 milyon tona ulaşan tehlikeli atıkların Bakanlık tarafından “beyan” üzerinden sadece 1.4 milyon tonunun kayıt altına alınabildiği, geri kalanının kayıt altına alınmaması nedeniyle nerede olduğu bilinmemektedir. Özetle ülkemizde oluşan tehlikeli atıkların yarısından fazlası topraklarımızı, yüzey sularımızı, yer altı sularımızı, orman alanlarımızı kirletmeye devam etmektedir…</p>
<p><strong>SINIRIMIZDAKİ OLASI NÜKLEER KAZAYA KARŞI HAZIRLIKSIZIZ</strong></p>
<p>Geçtiğimiz günlerde, Akkuyu’da inşaatı başlatılan nükleer santralin zeminini oluşturması ön görülen betonda ikinci çatlağın yaşandığı gündeme gelmiştir. Söz konusu sorun aslında nükleer santrallerde yaşanabilecek bir kazaya nekadar hazırlıklı olduğumuz sorusunu akıllara getirmektedir.</p>
<p>Ermenistan’da bulunan Metsamor nükleer santrali Iğdır il sınırımıza 16 km uzaklıkta, depreme karşı bir önlemi bulunmamakta, tıpkı Çernobil nükleer santrali gibi koruma havzası bulunmamaktadır. Ancak bukadar riski barındıran bu nükleer santralde yaşanabilecek olumsuzluğa karşı il sınırımızdaki iller dahil hazır olmadıkları görülmektedir. Valiliklerin biran önce bölgede yaşayan vatandaşlarımız ile acil durum planını paylaşmalı, eğitim seferberliği başlatmalıdır. Aksi halde şuanda, vatandaşlarımızın olası bir kazaya dair ne yapacakları bilinmemekte, olası kazada kullanılması gereken iyot tabletlerine dair hazırlıklı olunup olunmadığı sorular barındırmaktadır.</p>
<p><strong>SULARIMIZ YOK OLUYOR!</strong></p>
<p>Dünya çapında su kullanımı 1980’lerden bu yana yılda yaklaşık %1 oranında artmaktadır. Küresel su ihtiyacı, 2050 yılına kadar bu oranda artması beklenmekte olup, bu da endüstriyel ve yerel sektörlerin artan talebine bağlı olarak mevcut su kullanım seviyesini %20 ile %30’un üzerinde bir artışa neden olacağı düşünülmektedir. 2 milyarı aşkın kişi, su stresi olan ülkelerde yaşamaktadır. Bunlara ek olarak, yaklaşık 4 milyar kişi yılın en az bir ayında şiddetli su kıtlığı yaşamaktadır.</p>
<p>2016 yılı için ülkemiz yüzey sularının kalite sınıflarına göre sınıflandırmaları gösterilmektedir. Bu verilere göre 158 yüzey suyumuzun %33’ü 4.sınıf , %21’i 3.sınıf ve %20’si 2.sınıf kalitededir. Başka bir değişle, ülkemiz yüzey sularının yaklaşık %74’ü kirlenmiştir.</p>
<p>2015 yılında 141 yüzey suyumuzun 111 tanesi içme suyu kalitesinde değilken; 2016 yılında 158 yüzey suyumuzun 116 tanesi içme suyu kalitesinde değildir.</p>
<p>Ülkemizde termik santral kaynaklı atıksu oluşumu 2014’de %50 iken 2016 yılında %57’ye çıkmıştır.</p>
<p>1397 belediyenin 1338’inde kanalizasyon şebekesi vardır, 59 tane belediyede kanalizasyon şebekesi bulunmamaktadır. Ülke nüfusunun %89,7’sine kanalizasyon hizmeti verilmektedir. Ayrıca, TÜİK 2017 verilerine göre 816 belediyede atıksular arıtılmadan doğaya verilmektedir.</p>
<p>DSİ verilerine göre ülkemizde kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1.350 m3‘tür ve Türkiye su azlığı yaşayan bir ülkedir. 2030 yılında ülke nüfusumuzun 100 milyonu bulması öngörülmektedir. Bu durumda kişi başına düşen su miktarı 1100 m3‘e düşecek ve su kıtlığı yaşanabilecektir.</p>
<p>Kentlerimizde içme ve kullanma suyu olarak evlerimize iletilen sular iletim hatlarında kayboluyor. İletim hatlarında kaybolan su miktarı 2019 yılı hedefi %30 ve 2023 hedefi %25 olarak belirlenmişti. Ancak şuanda, Ankara’da %36, İstanbul’da %24, İzmir’de %30, Antalya’da %35, Adana’da %33, Balıkesir’de %49, Aydın’da %53, Kahramanmaraşta %59, Gaziantep’te %40, Diyarbakır’da %53, Van’da %64, Şanlıurfa’da %67, Muğla’da %53, Kocaeli’nde %32 su kaybı yaşanmaktadır. Hakkai %82 ve Mardin %77 ile su kaybının en çok olduğu illerdir. Doğu ve Güneydoğu illerimizde su kaybının daha fazla olduğu görülmektedir. İçme ve kullanma suyu olarak büyük maliyetlerle temin edilen suyun iletim sürecinde sızıntı v.b. nedenlerle kaybolması gereksiz daha fazla su çekilmesini sağlamakta, maliyetleri arttırmakta ve dolayısıyla çevresel ve ekonomik bir sorun yaratmaktadır.</p>
<p>8 su havzasında (Susurluk, Meriç &#8211; Ergene, Konya Kapalı, Büyük ve Küçük Menderes, Gediz, Kuzey Ege ve Burdur) toplam 750 dere ve gölün sadece 6 tanesi kirlenmemiş durumdadır. Yani bu havzalardaki suların %99’u kirlenmiştir.</p>
<p>Ülkemizde evsel ve endüstriyel atıksuların yeniden kullanım oranı %1‘in altındadır. İklim değişikliğine uyum ve su kıtlığı riski göz önünde bulundurularak arıtılan atıksuların kentlerde tekrar kullanım oranı %1‘de yukarılara çekilmeli, kent içerisindeki park bahçe sulama faaliyetlerinde değerlendirilmelidir.</p>
<p>Meriç &#8211; Ergene havzasında bulunan yeraltı sularının yarısının tükenmeye başladığı ve tamamının kirlenmiş olduğu görülmektedir. Aydın ve Denizli illerini de kapsayan Büyük Menderes havzasında yer altı sularının yarısı, İzmir‘in de bulunduğu Küçük Menderes havzasında yer altı sularının yaklaşık üçte ikisi, Manisa‘yı da kapsayan Gediz havzasının yer altı sularının yaklaşık dörtte biri, Bursa‘yı kapsayan Susurluk havzasının yer altı sularının üçte ikisi yoğun miktarda kirlenmiştir.</p>
<p>Adapazarı, Eskişehir, Ankara illerini de kapsayan Sakarya, Afyonkarahisar‘ı kapsayan Akarçay, Manisa ve İzmir‘i kapsayan Gediz havzalarında çok hızlı bir şekilde yer altı suyu seviyesi azalmaktadır.</p>
<p>25 nehir havza planının sadece 5’i tamamlanmıştır. Plansızlık nedeniyle havzalarımızda koruyucu ve çevre sorunlarını önleyici bir yaklaşım hayata geçirilememektedir. Vakit kaybetmeden bu planların tamamlanması gerekmektedir.</p>
<p><strong>İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İLE MÜCADELE VE UYUM</strong></p>
<p>TÜİK verilerine göre toplam sera gazı emisyonu 526,3 milyon ton (Mt) olarak hesaplanmıştır; emisyonlardaki en büyük pay %72,2 ile enerji kaynaklıdır, daha sonra sırasıyla %12,6 ile endüstriyel işletmeler ve ürün kullanımı, %11,9 ile tarımsal faaliyetler ve %3,3 ile atık takip etmektedir</p>
<p>1990 yılına kıyasla 2017 yılında CO2 eşdeğeri olarak toplam sera gazı emisyonu%140,1 oranında artmıştır. 1990 yılında kişi başına düşen CO2 eşdeğer emisyonu 4 ton iken, 2017 yılında bu veri 6,6 tona çıkmıştır.</p>
<p><strong>ENLER!</strong></p>
<p><strong>TÜKETİMDE EN TASARRUFLU KENTLER</strong></p>
<p>TÜİK tarafından paylaşılan en son verilere göre kentlerin su, atıksu ve atık konusundaki durumu değerlendirilmiştir.</p>
<p>Türkiye genelinde belediyelerden kişi başı çekilen günlük ortalama su miktarı 217 litredir. Türkiye genelinde belediyelerden kişi başı deşarj edilen günlük atıksu miktarı ise 183 litredir. Buna göre,</p>
<p>Türkiye’de kişi başına en çok su tüketen ilk 5 il; Sakarya, Trabzon, Gaziantep, Kahramanmaraş, Erzurum’dur. Kişi başına en az su tüketen yani tasarruflu ilk 5 il ise; Diyarbakır, Bursa, Şanlıurfa, İzmir ve Manisa’dır.</p>
<p>Kişi başına en çok atıksu çıkan ilk 5 il; Trabzon, Antalya, Muğla, Aydın, İstanbul’dur. Kişi başına en az atıksu çıkan ilk 5 il ise; Mardin, Diyarbakır, Tekirdağ, Erzurum ve Bursa’dır.</p>
<p>Ülkemizde günlük kişi başına toplanan ortalama atık miktarı 1,17 kg’dır; üç büyük ile bakıldığında ise İstanbul, Ankara ve İzmir için bu sayı sırasıyla 1,30 kg, 1,14 kg ve 1,32 kg’dır. Kişi başına günde oluşan en çok atık sırasıyla Muğla, Balıkesir, Aydın, Antalya, Tekirdağ’da oluşmaktadır. Kişi başına günde en az atık oluşturan iller ise Kahramanmaraş, Trabzon, Mardin, Erzurum,Kayseri</p>
<p>Gürültü kirliliğinin birinci öncelikli sorun olduğu iller Adana, Antalya ve Eskişehir illeridir. Gürültü kirliliğinin ikinci öncelikli sorun olduğu iller Sivas ve Tunceli illerken, üçüncü öncelikli sorun olduğu iller Çorum, Iğdır, Kahramanmaraş, Karaman ve Sakarya’dır</p>
<p><strong>EN OLUMLU GELİŞMELER</strong></p>
<p>29 Kasım 2018 tarihinde Çevre Kanunu Değişikliği TBMM’de onaylanmıştır. Kanun ile birlikte çevre mühendisleri çevre danışmanlık faaliyetini herhangi bir belge, ücret, sınav ve eğitim kısıtlaması olmadan yapma hakkını elde etmiştir. Ayrıca, atık yönetiminde birçok ülkede uygulanan “sıfır atık” yöntemi yeni bir yaklaşım olarak yerini almış, plastik poşete sınırlama getirilmiş, ulaşımdan kaynaklı hava kirliliğine dair yeni yaptırımlar getirilmiş, yeni yatırımlara çevresel maliyete yönelik teminat uygulaması getirilmiştir. Ambalaj atıklarının yönetimine dair yeni bir finansal yöntem planlanmıştır. Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) olarak ifade edilen yaklaşımda toplanacak paraların bu alana aktarılması, atık yönetiminde çalışma yapan belediyelere ve firmalara herhangi bir siyasi ayrım yapmadan yönlendirilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Kentsel Atıksu Artıma Tesislerinin %50’ye yakınının verimli işletilemediği bilinmektedir. Bu tesislerin verimli işletilebilmesi adına Atıksu Arıtma Tesislerinde Çalışacak Teknik Personele Dair Tebliğ 23.05.2019 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu tebliğ ile birlikte bütün atıksu arıtma tesislerinde çevre mühendislerinin tesis sorumlusu olarak bulundurulması zorunluluğu getirilmiştir. Atıksu arıtma tesislerimizin daha verimli çalışması ile birlikte dere, deniz, göl ve yer altı sularımız daha iyi korunabilecek, kirlenmesi önlenebilecek, soframıza gelen besinlerin daha sağlıklı olması sağlanabilecek ve içmesuyu kaynaklarımız korunarak daha ucuz içmesuyu temin edilebilecektir.</p>
<p><strong>EN OLUMSUZ GELİŞMELER</strong></p>
<p>Gaziemir Radyoaktif Atık Alanı Hala Olduğu Gibi Duruyor, Toprağımızı, Suyumuzu Kirletmeye Devam Ediyor!</p>
<p>İzmir Gaziemir’de 2007 yılında Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından tespit edilen ve 2012 yılında basına yansıması ile gündem olan radyoaktif ve tehlikeli atıklar hala bölgeden kaldırılmadı ve rehabilitasyon gerçekleştirilmedi. Miktarının 100 bin ton olduğu raporlarda belirtilen radyoaktif atıkların üzerine ne yazık ki 2015 yılında bilim dışı bir uygulama ile toprak döküldü. 2017 yılında atıkların kaldırılması ve rehabilitasyon için alınan ÇED olumlu kararına rağmen hala herhangi bir çalışma yapılmamaktadır. Bölgede yaşayan insanlar, çocuklar risk altındadır. Toprağımız, yer altı sularımız kirlenmeye devam etmektedir.</p>
<p>21.yüzyılın ilk çeyreği tamamlanırken, sıfır atık kavramı ülkemizde gündem olmuşken, 12 yıldır İzmir gibi bir büyük kentin, turizm bölgesinin tam ortasındaki radyoaktif atıkların yönetilememesi, bertaraf edilmemesi olumsuzlukların en başında gelmektedir.</p>
<p>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı eğer görevini yapmıyorsa, yeni İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. Tunç Soyer’i sorumluluğu üstlenmeye ve çözüm üretmeye davet ediyoruz. Bakanlığımıza da Belediyemize de her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu da ayrıca belirtmek isteriz.</p>
<p><strong>Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesinde Yine Erteleme! </strong></p>
<p>18.08.2010 tarihinde AB uyum sürecinde Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik yayımlanmıştı. Bu yönetmelikle son zamanlarda artan endüstriyel kazaların (yangın, patlama v.b.) önlenmesi hedeflenmişti. Ancak yönetmeliğin uygulanması 30.12.2013, 02.08.2016, 18.07.2017 tarihlerinde yapılan yönetmelik değişiklikleri ile ertelendi. Ertelenen maddeler arasında, riskin azaltılması için sanayicilerin alacağı önlemler, olası kaza durumunda nasıl müdahale edileceğine dair planlar bulunmaktaydı. 2019 yılında uygulanması beklenen yönetmelik 02.03.2019 tarihinde yapılan yönetmelik düzenlemesi ile ertelendi. Özetle, 2010 da çıkartılan yönetmeliğin uygulanması 01.07.2020 yılına ertelenmiş oldu. Peki bu ne anlama geliyor? Özetle, şuanda sanayi alanında yaşanacak bir kazaya karşı hem kurumlarımız hem de kazanın olma potansiyeli olan sanayici bu kazalara hazır değil, nasıl müdahale edileceğini, ne gibi önlemler alması gerektiğini netleştirmemiş, olası kazayı önlemek adına yatırım yapması zorunlu değil…</p>
<p><strong>İthal Atık Sorunu: AB’nin, ABD’nin Çöplüğü Olma Yolunda İlerliyoruz!</strong></p>
<p>Çin’in aldığı önlemler nedeniyle AB, ABD, İngiltere gibi bölgelerden ülkemize gönderilen atıkların miktarı hızla artmaktadır. 2016 yılında 159.569 ton olan ithal plastik atık miktarı 2017 yılında 261.863 ton ve 2018 yılında ise 439.909 tona ulaşmıştır. 2017 yılında bu ithalattan kaynaklı cari açık 52 milyon avroyu geçmiştir.</p>
<p>AB’den ülkemize gönderilen atıkların oranı 2004’de %20’yi bulurken bugün %35’lere ulaşmıştır. Kuşkusuz gelen bu atıkların tamamı geri dönüşüme uğratılamamakta, %50 ye yaklaşan oranlarda çöp niteliğinde olduğu ön görülmektedir. Özetle ülkemiz diğer ülkelerin çöplüğü haline gelme riski taşımaktadır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığına ve Ticaret Bakanlığı’na yazdığımız yazılara verilen cevaplarda ise denetimin neredeyse yapılmadığı, denetime dair sorduğumuz soruyu Bakanlıkların birbirine yönlendirmesinde de görülebilmektedir. Kontrolü yetersiz olan bu sürecin sonunda vahşi depolama alanlarının artması, mevcut depolama tesislerimizin kapasitesinin erken dolması, havamızın, toprağımızın, suyumuzun daha fazla kirlenmesi aynı zamanda da kendi atıklarımızı yönetememe riski oluşmaktadır.</p>
<p>Bakanlıkların acil bu konuda bir kısıtlama, koşul getirerek denetimleri arttırması gerekmekte, sosyal medya üzerinden bile pazarlanmaya başlanan bu ithal atık sorununun üzerine vakit kaybetmeden gidilmelidir.</p>
<p><strong>Ölçüm İstasyonlarımız İyi Çalışmamaktadır, Hava Kirliliği Gittikçe Artıyor!</strong></p>
<p>Hava kirliliği raporumuzda ülkemizdeki kentlerin tamamında hava kirliliğinin artmaya devam ettiği tespit edilmiştir. Ancak en dikkat çekici durum ölçüm istasyonlarının son bir yıldır yeterli ölçüm yapmadığı, en önemli kirlilik parametrelerini ölçmediğidir.</p>
<ul>
<li>PM2,5 parametresine göre, 313 istasyonun 68 tanesinde ölçüm yapılmıştır ve ölçüm yapılan istasyonların %69’unda güvenli veri alımı yoktur. PM2,5 parametresi için havası kirli illerin başında; Amasya, Ankara, İstanbul, Bolu, Bursa, vb. yer almaktadır. Ayrıca, PM2,5 parametresi için sınır değer mevzuatımızda yer almamaktadır.</li>
<li>PM10 parametresine göre, 219 istasyonun %38’inde güveli veri alımı yoktur. Yaklaşık 60 milyon kişi PM10 yıllık ortalama limitin aşıldığı ve yaklaşık 20 milyon kişi ise soluduğu hava hakkında yorum yapılamayan yerlerde yaşamaktadır. İstanbul için bakıldığında ise yaklaşık 2 milyon kişinin yaşadığı bölgelerde ölçüm ler hiç yapılmamış ve hava kirliliği hakkında yorum yapılamamaktadır. PM10 parametresi için havası kirli illerin başında; Kahramanmaraş, İstanbul, Ankara, İzmir, Muğla vb. yer almaktadır.</li>
<li>Saatlik ve günlük SO2 (kükürtdioksit) ölçümü yapan 81 ildeki 213 istasyonun %44’ünde güvenli veri alımı yoktur ve yaklaşık 30 milyon kişi güvenli veri alımının olmadığı bu bölgelerde yaşamaktadır. Kükürtdioksit kaynaklı hava kirliliği yaşayan illerin başında; İstanbul, Adana, Edirne, Ağrı vb. iller yer almaktadır.</li>
<li>NO2 (azotdioksit) parametresine göre, 173 istasyonun %56’sında güvenli veri alımı yoktur. NO2 parametresi için havası kirli illerin başında; Adana, Amasya, Ankara, İstanbul vb. iller yer almaktadır.</li>
<li>Yıllık NOX (azotoksitler) verilerine göre 173 istasyonun %57’sinde güvenli veri alımı yoktur. NOx parametresi için havası kirli illerin başında; İstanbul, Ankara, Adana, vb. iller bulunmaktadır.</li>
<li>CO (karbonmonoksit) parametresine göre 101 istasyonun %63’ünde güvenli veri alımı yoktur.</li>
<li>O3 verilerine göre 125 istasyonun %57’sinde güvenli veri alımı bulunmamaktadır.</li>
</ul>
<p>Daha ayrıntılı bilgi almak için Odamız tarafından hazırlanan Hava Kirliliği Raporu 2018’i inceleyebilirsiniz.</p>
<p><strong>KONYA’DA TOPRAKLARIMIZ YOK OLUYOR!</strong></p>
<p>İklim değişikliği sorunu ile birlikte ülkemizde kuraklık artmakta, 2030 yılında İç Anadolu Bölgemizde kuraklığın geri dönülemez hale gelme riski bulunmaktadır. Bu risk birçok ulusal ve uluslararası bilimsel çalışmada belirtilmekte, Bakanlıkların raporlarında da yer almaktadır. Ancak buna rağmen, kuraklığı yaşayan, yer altı suyu rezervleri yetersiz olan Konya Karapınar Bölgesi’nde 2000 yılından itibaren sulu tarıma geçilmiş, hali hazırda 100.000’i aşkın kaçak, kontrolsüz yer altı suyu kuyusu olduğu bilinen bölgede bir de su tüketimi fazla olan büyük baş hayvancılık, yonca, mısır gibi üretim yöntemleri teşvik edilmiştir. Gelinen noktada yer altı suyunun çekilmesi ile birlikte bölgede obruklar oluşmaya başlamıştır. Obrukların 2000 li yıllardan sonra arttığı görülmektedir.</p>
<p>2019 yılında Şubat ayında 6 günde 3, Nisan ayında 3 ve Mayıs ayında da 2 çapı ve derinliği geniş obruk oluşmaya devam etmiştir. Obruk oluşumu aynı zamanda bin yılların sonucu oluşan verimli toprakların da kaybı anlamına gelmektedir.</p>
<p><strong>İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE UYUM DAİRESİ VE SIFIR ATIK DAİRESİ KAPATILDI!</strong></p>
<p>Son bir yılında dikkat çekici en olumsuz gelişmelerinden bir tanesi de, son bir yıldır Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından kurulan iki önemli dairenin kapatılmasıdır. Sıfır Atık Dairesi ve İklim Değişikliğine Uyum Dairesi en önemli sorunlara daha kurumsal odaklanmak ve çözüm üretebilmek adına kurulmuştur. Ancak ne gariptir ki, bu iki daire de henüz 1 sene dolmadan kapatılmıştır. Bu durum bile ülkemizde iklim değişikliği ve atık yönetimine yönelik olarak politikalarımızın ve uygulamaların iyi planlanmadığını göstermektedir.</p>
<p><strong>11 TEMMUZ 2018’DE TÜRKİYE LİMİTİ AŞMIŞTIR!</strong></p>
<p>Dünya Limit Aşım Günü (Earth OvershootDay) dünyanın bir yıldaki yenilenme kapasitesinin tükendiği gün anlamına gelmektedir (Earth Overshoot Day). 2018 yılı için bu gün 2 Ağustos olmuştur, diğer bir deyişle, 2018 yılı için yıllık kapasitenin tamamı 2 Ağustos 2018 günü itibariyle tükenmiş kabul edilmektedir. Bu değer dünyanın geneli için olduğu gibi, ülkeler bazında da hesaplanmaktadır. Eğer tüm dünya, seçilen ülkedeki kişi başı tüketim kadar tüketirse dünyanın yıllık kapasitesinin biteceği gün, o ülkenin Limit Aşım Günü olarak kabul edilir.</p>
<p>2018 verilerine göre, Türkiye’nin Limit Aşım Günü, 11 Temmuz olmuştur. Bu gün, dünya ortalaması olan 2 Ağustos’tan 21 gün öncedir. Bu da, Türkiye’nin kaynaklarını küresel ortalamadan daha hızlı tükettiği anlamına gelmektedir.</p>
<p><strong>ÖNERİLERİMİZ;</strong></p>
<p>2020 Dünya Çevre Gününe kadar;</p>
<p>1- İzmir Gaziemir’deki radyoaktif ve tehlikeli atıklar temizlenmesi ve bölgenin rehabilite edilmesi,</p>
<p>2- Hava kirliliğini azaltmaya yönelik sanayi tesislerinin, yakıtların ve araçların denetimlerinin arttırılması,</p>
<p>3- Doğalgaz imkanı olan ve hava kirliliği yaşayan bütün belediyelerde kömür yardımı yerine doğalgaz yardımına geçilmesi ya da alternatif ısınma yöntemlerinin tercih edilmesi,</p>
<p>4- Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesine yönelik mevzuatın ertelenmemesi,</p>
<p>5- Kamu yararı gözeten, ekolojik denge ve iklim değişikliğini ön gören bir Su Kanunu TBMM’de yasalaşması,</p>
<p>6- Çevre Bakanlığı kurulması,</p>
<p>7- Bütün kurumların verilerini bildireceği ve kamuoyu ile paylaşılacak bir su bilgi sistemi kurulması,</p>
<p>8- İklim Değişikliğine Uyum amacıyla belediyelerin uygulayacağı iklim değişikliğine uyum planlarının zorunlu hale getirilmesi ve sistematik oluşturulması adına yönetmelik yayımlanması,</p>
<p>9- Belediyelerin su kayıplarını engelleyici alt yapı çalışmalarını yaparak %20 seviyelerine çekmeleri,</p>
<p>10- Sıfır Atık kapsamında Kanun’da yer buluna Geri Kazanım Katılım Payına yönelik mevzuat çalışmasının tamamlanması,</p>
<p>11- Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın çevresel denetimlerini arttırması ve bunun için kamuya çevre mühendisi istihdamı sağlanması,</p>
<p>12- Paris İklim Anlaşması’nın TBMM’de görüşülerek onaylanması,</p>
<p>İvedi ihtiyaçlar arasında yer almaktadır. Hükümete, belediye yönetimlerine ve özel sektöre bu alanda önemli sorumluluklar düşmektedir.</p>
<p><strong>Dr. Baran BOZOĞLU</strong></p>
<p>TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı</p>
<p>Telefon: 0530 246 4654</p>
<p>E-posta: baranbozoglu@gmail.com</p><p>The post <a href="http://www.haberinasli.com/dunya-cevre-gununde-fosil-yakit-kirliligine-dikkat-cekildi/">Dünya Çevre Günü’nde Fosil Yakıt Kirliliğine Dikkat Çekildi</a> first appeared on <a href="http://www.haberinasli.com">Haberin Aslı</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.haberinasli.com/dunya-cevre-gununde-fosil-yakit-kirliligine-dikkat-cekildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüm İnsanlık Doğadaki Bu Tükenişe Dur Demeli</title>
		<link>http://www.haberinasli.com/tum-insanlik-dogadaki-bu-tukenise-dur-demeli/</link>
					<comments>http://www.haberinasli.com/tum-insanlik-dogadaki-bu-tukenise-dur-demeli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Dec 2018 17:08:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Birimi]]></category>
		<category><![CDATA[ÇYDD Çevre Birimi]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[itvhaber]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[Siyasal İktidar]]></category>
		<category><![CDATA[Tüm İnsanlık Doğadaki Bu Tükenişe Dur Demeli]]></category>
		<category><![CDATA[yerel yönetimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.haberinasli.com/?p=49987</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÇYDD çevre birimi olarak ülkemizde ve dünyada paydaşlarıyla dayanışma içinde ve örgütlü olarak hedefe ulaşana kadar mücadeleye devam edeceklerini söylüyorlar. Çağdaş Yaşamı destekleme Derneği Çevre Birimi aracılığı ile “İklim Değişikliği ve Küresel Isınmaya Karşı Siyasal İktidar ve Yerel Yönetimlerden Beklentilerimiz” başlıklı bir bildiri yayınladı. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE KÜRESEL ISINMAYA KARŞI YÖNETENLERDEN BEKLENTİLER Tarım arazilerinin ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="http://www.haberinasli.com/tum-insanlik-dogadaki-bu-tukenise-dur-demeli/">Tüm İnsanlık Doğadaki Bu Tükenişe Dur Demeli</a> first appeared on <a href="http://www.haberinasli.com">Haberin Aslı</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://www.itvhaber.com/wp-content/uploads/2018/12/cevre-kirliligi_cydd.jpg"><img decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-161516" src="https://www.itvhaber.com/wp-content/uploads/2018/12/cevre-kirliligi_cydd-300x164.jpg" alt="" width="300" height="164" /></a>ÇYDD çevre birimi olarak ülkemizde ve dünyada paydaşlarıyla dayanışma içinde ve örgütlü olarak hedefe ulaşana kadar mücadeleye devam edeceklerini söylüyorlar.</strong></p>
<p>Çağdaş Yaşamı destekleme Derneği Çevre Birimi aracılığı ile “İklim Değişikliği ve Küresel Isınmaya Karşı Siyasal İktidar ve Yerel Yönetimlerden Beklentilerimiz” başlıklı bir bildiri yayınladı.</p>
<p><strong>İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE KÜRESEL ISINMAYA KARŞI YÖNETENLERDEN BEKLENTİLER</strong></p>
<p>Tarım arazilerinin ve su kaynaklarının azaldığı, kâr amaçlı tekelleşmesi ve artan nüfusla insanlığın temel ihtiyaçlara ulaşmakta zorluk çekmekte olduğuna dikkat çekilen bildiride, emel alışkanlıkların, ihtiyaçları ve yaşam biçiminin gözden geçirilip, doğayı daha fazla tüketmeyen bir yaşam tarzına yönelmesi gerektiğinin altı çizildi.</p>
<p><strong>Mustafa Kemal ATATÜRK’ün, Bir şahsın yaşadıkça memnun ve mutlu olması için lazım gelen şeyin kendisi için değil kendinden sonra gelecekler için çalışması gerektiğinin altının çizildiği bildiride şu ifadelere yer verildi:</strong></p>
<p>İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE KÜRESEL ISINMAYA KARŞI SİYASAL İKTİDAR VE YEREL YÖNETİMLERDEN BEKLENTİLERİMİZ</p>
<p>Doğa bir nesne değildir. Kendi kadim kuralları doğrultusunda değerli ve eşitlikçi bir işleyişe sahiptir. Doğa ticari bir mal haline getirilemez. Su, orman, toprak yalnızca doğaya aittir ve onun ayrılmaz bir parçasıdır. Atamızın dediği gibi “Bir şahsın yaşadıkça memnun ve mutlu olması için lazım gelen şey, kendisi için değil kendinden sonra gelecekler için çalışmasıdır.” M. Kemal ATATÜRK</p>
<p>Kendi varoluşumuza, yaşadığımız gezegene ve gelecek nesillere karşı duyduğumuz vicdani sorumluluğun sonucu olarak hassas olduğumuz konular şunlardır:</p>
<ol>
<li>ULUSLARARASI PROTOKOLLER: İklim değişikliğine yönelik çıkartılan uluslararası protokoller (Paris İklim Anlaşması, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Zirveleri vb.) ülkelerin yönetimlerinin veya hükümetlerinin inisiyatifine bırakılamaz! Tüm canlıların yaşamı için protokollerin imzalanması ve uygulanması gerekmektedir.</li>
<li>ENERJİ POLİTİKALARI: Yaşam için gerekli enerjinin yenilenebilir ve çevreyle uyumlu enerji kaynaklarından sağlanması üzerine politikalar üretilmeli ve iktidarlara dayatılmalıdır. Ekosisteme ve doğal hayata zarar verdiği kanıtlanan fosil yakıtlar, nükleer enerji vb. kaynakların kullanımı derhal terk edilmelidir!</li>
<li>RANTA DAYALI MEGA PROJELER: İktidarları ele geçiren rant odakları yıllardır mega projeler (3. Köprü,3. Havalimanı, Kanal İstanbul, Nükleer Reaktörler, Hidroelektrik Santraller vb.) adı altında ülkemizin ekosistem ve doğal yaşam alanlarını yok etmektedir. Bu projelerin yapılmasına izin verilmemeli ve bu projeler yerine eko sistemin devamlılığını sağlayan geleceğe dönük projeler üretilmelidir.</li>
<li>TÜKETİM ÇILGINLIĞI: Kapitalist sistemin çeşitli yollarla insanlığa dayattığı tüketim çılgınlığı sonucunda ortaya çıkan geri dönüşümü olmayan atıklar, üzerinde yaşadığımız dünyamızı kirletmekte ve doğal kaynaklarımızı tüketmektedir:</li>
</ol>
<p>a .Sınırlı olan tatlı su kaynaklarımız giderek azalmakta ve kirlenmektedir.</p>
<p>b. Tarım arazileri giderek küçülmekte ve verimliliği azalmaktadır.</p>
<p>c. Giderek tüketimi artan hayvansal besinlerin üretimi karbon emisyonunun büyük bir bölümünü oluşturmaktadır.</p>
<p>Sanayi Devrimi’yle başlayan ve son yıllarda zirveye ulaşan endüstriyel atıkların toprak, hava ve suya karışması nedeniyle geri dönüşümü olmayan bir felaketin eşiğindeyiz. Temel alışkanlıklarımızı, ihtiyaçlarımızı ve yaşam biçimimizi gözden geçirip, yaşadığımız doğayı daha fazla tüketmeyen bir yaşam tarzına yönelmeliyiz.</p>
<ol start="5">
<li>NÜFUS ARTIŞI VE TEKELLEŞME: Sektörlerinin kâr amaçlı tekelleşmesi ve artan nüfusla birlikte insanlığın büyük bir kısmı sağlık, gıda, su gibi temel ihtiyaçlara ulaşmakta zorluk çekmektedir. Giderek yoksullaşan ve yoksunlaşan insanlar, şehir merkezlerine veya başka ülkelere göçe zorlanmaktadır. Bu da paylaşım sorunlarıyla birlikte çatışmaları doğurabilmektedir. İnsan hakları ve onuru dikkate alınarak halkın temel ihtiyaçlara ulaşımı sağlanmalıdır.</li>
<li>FARKINDALIK: Yerelden genele tüm insanlık, doğadaki bu tükenişe tek bir ses olarak dur demeli ve bu mücadeleye destek vermelidir.</li>
</ol><p>The post <a href="http://www.haberinasli.com/tum-insanlik-dogadaki-bu-tukenise-dur-demeli/">Tüm İnsanlık Doğadaki Bu Tükenişe Dur Demeli</a> first appeared on <a href="http://www.haberinasli.com">Haberin Aslı</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.haberinasli.com/tum-insanlik-dogadaki-bu-tukenise-dur-demeli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SAADET GARAN ‘TOPRAK SEVGİSİ’</title>
		<link>http://www.haberinasli.com/saadet-garan-toprak-sevgisi/</link>
					<comments>http://www.haberinasli.com/saadet-garan-toprak-sevgisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Apr 2016 08:20:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler]]></category>
		<category><![CDATA[Buzullar]]></category>
		<category><![CDATA[Canlıların Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[Saadet Garan]]></category>
		<category><![CDATA[Toprak Sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Toprakana]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.haberinasli.com/?p=34570</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küresel ısınmaya bağlı olarak meydana gelen iklim değişikliği dünyadaki canlıların yaşamını kaybetmesine, milyonlarca insanın evini, yurdunu kaybetmesine yol açıyor. Recep Kenan/itvhaber.com Saadet Garan, gramında milyonlarca mikroorganizma barındıran, birçok canlıyı koynunda besleyen ekolojik döngülerin ilk istasyonu ve eşi bulunmaz bir yaşam mekanı olarak nitelediği “Toprakana”yı konu alan bir yazı kaleme aldı. Buzulların erimesiyle canlıların karşı karşıya [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="http://www.haberinasli.com/saadet-garan-toprak-sevgisi/">SAADET GARAN ‘TOPRAK SEVGİSİ’</a> first appeared on <a href="http://www.haberinasli.com">Haberin Aslı</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.itvhaber.com/?attachment_id=89975" rel="attachment wp-att-89975"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-89975" src="http://www.itvhaber.com/wp-content/uploads/Başlıksız-14-300x164.jpg" alt="Başlıksız-1" width="300" height="164" /></a>Küresel ısınmaya bağlı olarak meydana gelen iklim değişikliği dünyadaki canlıların yaşamını kaybetmesine, milyonlarca insanın evini, yurdunu kaybetmesine yol açıyor.</strong></p>
<p><strong><em>Recep Kenan/itvhaber.com</em></strong></p>
<p>Saadet Garan, gramında milyonlarca mikroorganizma barındıran, birçok canlıyı koynunda besleyen ekolojik döngülerin ilk istasyonu ve eşi bulunmaz bir yaşam mekanı olarak nitelediği “Toprakana”yı konu alan bir yazı kaleme aldı.</p>
<p>Buzulların erimesiyle canlıların karşı karşıya kaldığı dramatik yaşam koşullarının gözlenmesi ve bilim insanlarının öngörüsüyle dikkat çekilen dünyanın su rezervleri dengesini tehlikeli bir şekilde bozmakta, küresel ısınmaya bağlı olarak meydana gelen iklim değişikliği de binlerce insanın yaşamını kaybetmesine, milyonlarca insanın evini, yurdunu kaybetmesine ve milyonlarca dolarlık maddi zararlarla sellere, kasırgalara maruz kaldığını kaydeden Saadet Garan,  bu olaylarla doğal yaşam mekanları olan ekosistemlerin dengelerinin bozulmakta ve bu ortamlarda barınan canlıların güç yaşam koşullarıyla baş edememekte olduğunu ifade ediyor.</p>
<p>Saadet Garan’ın “TOPRAK SEVGİSİ” başlıklı yazısı:</p>
<p><strong> “ Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez!” M.Kemal Atatürk</strong></p>
<p><strong><em> Üzerinde yaşanacak toprak yoksa sevgi tohumlarını nereye ekebilirsiniz?</em></strong></p>
<p>Ekip, biçemeyeceğiniz toprak örtüsü kalmayınca ,çantanız dolu para bile olsa  satın alacak besin  bulabilecek misiniz?</p>
<p>Birleşmiş Milletler çatısı altında çalışan birçok değerli bilim adamları ve uzmanlardan oluşan çalışma gruplarının son yirmi yılda elde ettikleri bulgular çok önemli ve şaşırtıcıdır. Kıta büyüklüğüne yakın buzul kütlelerinin erimesi, buna bağlı olarak kutuplardaki canlıların karşı karşıya kaldığı dramatik yaşam koşulları inanılmaz boyutlara ulaşmıştır.</p>
<p>Dağlardaki buzullarda binlerce yıllık tarihlerinde görülmemiş bir şekilde hızla eriyip dünyanın su rezervleri dengesini tehlikeli bir şekilde bozmakta, küresel ısınmaya bağlı olarak meydana gelen iklim değişikliği de binlerce insanın yaşamını kaybetmesine, milyonlarca insanın evini, yurdunu kaybetmesine ve milyonlarca dolarlık maddi zararlarla sellere, kasırgalara maruz kalmakta.  Bu olaylarla doğal yaşam mekanları olan ekosistemlerin dengeleri bozulmakta ve bu ortamlarda barınan canlılar güç yaşam koşullarıyla baş edememekte.</p>
<p>1979‘dan beri yapılan iklim zirveleri her beş yılda bir kez kamuya duyulan ID Değer Raporu insanlığın gerçekten küresel bir afetle karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Son yıllarda yaşanan dondurucu soğuklar ve şiddetli kış koşulları bilim araştırmalarının bu ürkütücü raporlarını dikkate alarak gerek hükümetlerin, gerek uluslararası kuruluşların ve her bireye önemli görevler düşmektedir. Yaşadığımız dünyayı kurtarmak için, sadece karşıdan bakıp kritik etmekle vakit kaybetmeyelim. Doğayı aktif olarak koruma eylemlerini gerçekleştirelim. Çünkü doğa insan yardımı olmadan eski sağlığına kavuşamaz.</p>
<p>Şimdi yaşanabilir bir dünya için yapılacak her duyarlı davranış aynı zamanda gerçek insanlığımızın ortaya konuşu olacaktır.Haydi bu davete katılın.!</p>
<p><strong>    ÖLÜMDEN YENİ BİR YAŞAM</strong></p>
<p>Orman ağaçları, yaprak dökümüyle bir hektarlık orman toprağına 3-4 ton organik madde kütlesi vermektedir ve bunlar orman toprağının üzerini bir yorgan gibi örter. Buna “örtü” denir. Bu ölü örtü milyonlarca toprak mikroorganizmasını kışın soğuğundan korur ve öte yandan da bu toprak canlıların besin kaynağını oluşturur. İşte bu sürece ekolojide  “Ölümden yeni bir yaşam” denir. Ölü örtüden oluşan “humus” toprağa karışınca toprak zenginlik kazanır. Yağış sularını sünger gibi emer, suyu depolar ve yüzeysel akışla suyun akıp gitmesini engeller.</p>
<p><strong>   PEKİ YA  TOPRAK ?</strong></p>
<p>Toprak insan ve diğer canlıların en önemli yaşam temellerinden biridir ve yenilenemeyen bir doğal kaynaktır.</p>
<p>Toprak, bitki, hayvan ve mikroorganizmaların doğal konutu ve besin kaynağıdır. Toprak yağış sularının doğal süzgeci ve yer altı sularının deposu, madenlerin hazinesidir. Kültür ve doğa tarihinin arşividir. Toprak ölümün sessizliğini ebedileştirmek için yerküremiz üzerine giydirilmiş paha biçilmez bir elbisedir. Ve toprak uğruna kan dökülüp can verilen “vatan” adı altında bayraklaşmış kutsal ve ulusal bir servettir.</p>
<p><strong><em>İşte bu yüzden;</em></strong></p>
<p>Gelin toprağı korumak için yenilenenbilen doğal enerji kaynağı olan ormanları çoğaltalım. Toprağın erozyonla akıp gitmesine tek çare olan ormanları kuralım.</p>
<p>Tarım topraklarının güvencesi, yurdun su, insanların sağlık ve sıhhat kaynağı olan ormanlarla saralım her yeri.</p>
<p>“Toprak bozulması bir çok ülkenin ekonomik refahına yönelik temel bir tehdit oluşturmaktadır.” H.Renner</p>
<p>Kentleşme ve endüstrileşmeyle gelen toprak kaybı, ekili toprak alanı kayıplarının nedenlerinden olan kentleşme ve endüstrileşme sürecidir. Tarım alanlarının nasıl beton yığınlar haline dönüştüğünü gün be gün seyretmekteyiz. Tarım alanlarının korunmasını zorunlu hale getiremezsek yarınlarda servet bile ödeseniz satın alacağımız gıdalar olamayacak.</p>
<p><strong><em>     Toprak Kaybı ve Niteliklerinin Bozulmasının Yarattığı Sorunlar Nelerdir?</em></strong></p>
<p>Dünyada her yıl  24 milyar ton üzerinde toprağın erozyonla yok olup gitmesi, tarımda kullanılan kurak toprak alanlardan % 70’inin iyi niteliklerini yitirmiş bulunması, yaşanan ve yaşanacak olan sorunların boyutunu gösteren sadece</p>
<p>İki sayısal değerlerdir. Bütün bunlar sorunun çözümünde karşılaşılacak teknik güçlükleri göstermektedir. UNEP’ in tahmin ettiği 42 milyar dolarlık çölleşme maliyeti ise, finans konusundaki güçlüklerin boyutunu göstermektedir. O nedenledir ki aç ve yoksul birçok insan yeterli destek ve yardımı göremediği için kendi sorunları ile baş başa kalmışlardır. Bu insanların kendi geleceklerini tayin etme bakımından fazla bir şansları bulunmadığı da bir gerçektir. Bu günün yüksek uygarlık düzeyi ve teknolojik gelişme hızının şaşılacak derecelere ulaşmasına karşın, zamanımızda açlıktan ölen binlerce insanın bulunması, binlerce yıl önce yaşanan acı tarihsel gerçeklerin yenilenmesi olasılığının bulunduğu korkusu yaratılmaktadır. Çünkü binlerce yıllık gelişmelerin tarihçesini inceleyen Lowdermilk (1998) in ifade ettiği gibi acaba “Toprakla uyum içinde yaşama başarısızlığı” geçmişte olduğu gibi bu günde yinelenmekte midir? Bütün dünyada nüfus artışına ve diğer etkenlere bağlı olarak besin maddesine talep tırmandıkça dünya kendi topraklarını sömürmekte, yenilenebilir bir kaynağı yenilemez bir hale getirmektedir.</p>
<p><strong> SU KAYNAKLARININ YOKOLUŞU VE SU KRİZİ</strong></p>
<p>Toprak niteliklerinin bozulmasına neden olan süreçler, yalnız akut toprak kaybına değil, çok kıt ve yaşamsal düzeyde önemli olan su kaynaklarının da azalmasına neden olmaktadır. Bazı bilim adamlarına göre, gelecek yüzyılda savaşların en önemli nedeni su olacaktır. Yeryüzünde 1,7 milyar insan içme suyu, 1,3 milyar insan da kullanma suyu sıkıntısı çekmektedir. 400 milyon çocuk içecek temiz su bulamamaktadır. Su kaynakları azalırken, su gereksinimi her 21 yıllık dönemden sonra iki katına çıkmaktadır. Bu karamsar tablo göz önünde bulundurulursa sık sık duyulmaya başlayan şu ifadelerin anlamı daha iyi anlaşılır:</p>
<p>Su kaynaklarının kullanımındaki anlaşmazlıklar, bir savaş nedeni olabilecektir.</p>
<p>Su, uluslararası stratejik bir madde haline gelmiştir.</p>
<p>Su konusu, günümüzde artık uluslararası bir sorun haline dönüşmüştür.</p>
<p><strong><em>                Toprak-Su İlişkilerinin Genel Değerlendirilmesi</em></strong></p>
<p>Buraya kadar yapılan açıklamalardan kolayca anlaşılacağı üzere su, yalnız insanlar için değil, tüm canlılar için yaşamsal düzeyde önemi olan bir doğal kaynaktır.Yararlanılabilecek su miktarı çok kıt bir doğa verisi olarak nitelenebilir.  Esasen kıt olan bu doğal kaynak, insanların diğer olumsuz etkileri yanında, toprak özelliklerini bozmalarıyla da kayıplara uğramaktadır. Su kaynaklarının doğrudan doğruya veya dolaylı yollarla yok edilmemesi için su kaynaklarıyla iyi toprak özelliklerini özdeşleşmiş olarak kabul edip, toprak korumanın, su koruma anlamına geleceği bilincine erişmemiz gerekmektedir. Ayrıca su ve toprağın, tüm canlıların yaşam temellerini oluşturan iki temel taşı olduğunu aralarındaki çok yönlü ekolojik ilişkileri daima göz önünde bulundurmak ve korunmaları için bireylerden, resmi ve sivil kuruluşlara kadar önemli görevler düştüğünü unutmamak gerekir. Bunun için bu iki doğal kaynaktan yararlanmayı, ekolojik dengeyi bozmayacak şekilde yapmak zorundayız.</p>
<p><strong>BESİN VE BESLENME BUNALIMININ NEDENLERİ</strong></p>
<p>Toprağın bozulması veya tamamen kaybolmasının olumsuz ekolojik sonuçlarından biri de küresel çapta açlık krizinin meydana gelmiş olmasıdır. Nedeni dünyada ekili alanların gittikçe daralıyor olması, mevcut tarım alanlarının ürün veriminin azalması, nüfus artması. Ekonomik gelişme sürüyor; araziden amaç dışı yararlanma sürüyor; tahıl fiyatları gittikçe yükseliyor. Bütün bunlar, küresel ekonominin dayandığı ekolojik destek sistemlerinin bozulduğunu ve sürdürülebilir yaşamın bir kısır döngü içine girdiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>TOPRAKANA’NIN  SON UYARILARI</strong></p>
<p><strong><em>Beni iyice tanıyınız.</em></strong></p>
<p><strong><em>Beni seviniz ve koruyunuz.</em></strong></p>
<p>“Toprakana” olarak ben bir gramında milyonlarda mikroorganizma barındıran, diğer birçok canlıları koynunda besleyen ekolojik döngülerin ilk istasyonu ve eşi bulunmaz bir yaşam mekanıyım,</p>
<p>İşlevsel değerleri ölçülemeyecek kadar çok yönlü yararlar sağlayan gen rezervlerinin deposuyum.</p>
<p>Çayır, mera, orman gibi doğal servetlerin; tahıl, sebze, meyve, bağ-bahçe, endüstri bitkileri gibi özel kültürlerin yetişme ortamıyım.</p>
<p>Temel yaşam maddelerinden biri olan suyun süzgeci, deposu ve dağıtım istasyonuyum.</p>
<p>Doğalgaz, petrol, jeotermal enerji, taban suları, madenler gibi doğal kaynakların ambarıyım.</p>
<p>Açlık ve susuzluğun çaresi ve biricik ümit kapısıyım.</p>
<p>Atalarınızın kanı ile sulanıp yoğurulmuş , “Vatan” adı altında bayraklaşmış, gelecek kuşaklara devredilmek üzere yaratılmış, ulusal ve kutsal bir varlığım.</p>
<p>Ayaklarının altındaki toprakları kayıp giden uluslar, ayakta duramazlar. Türk ulusu olarak biz ve küreselleşen dünyada bütün insanlar dimdik ayakta durmak istiyorlar. Onun için topraklar sevilmeli ve korunmalıdır.</p>
<p>Açlık bunalımının ortadan kaldırılmasının tek yolu, her ülkenin “ekmek” için dışa bağımlılıktan kurtulmasıdır. O nedenle bütün dünyada benim korunmam için tüm dünya insanları birbirine yardım etmelidir.</p>
<p>Doğal kaynaklarını, kalkınmasının ve az gelişmişlikten kurtulmanın temeli olarak kabul etmeyen ulusların alın yazısı geri kalmışlık ve fakirliktir. Bu alın yazısına sahip olmak istemeyen her ülke tüm doğal kaynaklarını  ve dolayısıyla topraklarını korumak zorundadır.</p>
<p>Toprağın, kendi açıkladığı niteliklerinin önemine inanarak, onu bu karakteristikleriyle tanımaktan gerekçeli koruma önerilerini kabul edip yerine getirmekten başka çaremiz var mıdır? Ne dersiniz?</p>
<p>Büyük Kulüp, geleceğimiz için, çalışmalarına çok anlamlı bir halka daha ekledi. Tema İşbirliği ile çocuklarımıza , torunlarımıza gururla anlatacağımız bir dev mirasımız olacak. Hatıra ormanımız için duyarlılığınıza gönül dolusu teşekkürler.</p>
<p><strong>Sevgi ve saygılarımla.</strong></p><p>The post <a href="http://www.haberinasli.com/saadet-garan-toprak-sevgisi/">SAADET GARAN ‘TOPRAK SEVGİSİ’</a> first appeared on <a href="http://www.haberinasli.com">Haberin Aslı</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.haberinasli.com/saadet-garan-toprak-sevgisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ANA NEDENİ İNSANOĞLU</title>
		<link>http://www.haberinasli.com/kuresel-iklim-degisikliginin-ana-nedeni-insanoglu/</link>
					<comments>http://www.haberinasli.com/kuresel-iklim-degisikliginin-ana-nedeni-insanoglu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Dec 2015 12:49:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ataşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Ataşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[hava kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[İklimi Değiştirme]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Kadıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Kalender Özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[konferans]]></category>
		<category><![CDATA[Mikdat Kadıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[SADİ ÖZATA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.haberinasli.com/?p=32182</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr.  Miktad Kadıoğlu, Ataşehir Belediyesi’nin düzenlediği “Hava Kirliliği ve İklim Değişikliği” konulu konferansında insanoğlunun iklim değişikliğine son vermesi gerektiğini söyledi. “Kendini değiştir, iklimi değiştirme!” Ataşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Hava Kirliliği ve İklim Değişikliği” konulu konferanslar kapsamında Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Ataşehirlilerle buluştu. Hava kalitesinin önemine ve gerçek hayata dönük [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="http://www.haberinasli.com/kuresel-iklim-degisikliginin-ana-nedeni-insanoglu/">KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ANA NEDENİ İNSANOĞLU</a> first appeared on <a href="http://www.haberinasli.com">Haberin Aslı</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.itvhaber.com/?attachment_id=82648" rel="attachment wp-att-82648"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-82648" src="http://www.itvhaber.com/wp-content/uploads/atasehir_iklim_miktad-1-300x164.jpg" alt="atasehir_iklim_miktad (1)" width="300" height="164" /></a>Prof. Dr.  Miktad Kadıoğlu, Ataşehir Belediyesi’nin düzenlediği “Hava Kirliliği ve İklim Değişikliği” konulu konferansında insanoğlunun iklim değişikliğine son vermesi gerektiğini söyledi.</strong></p>
<h2><strong>“Kendini değiştir, iklimi değiştirme!”</strong></h2>
<p>Ataşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Hava Kirliliği ve İklim Değişikliği” konulu konferanslar kapsamında Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Ataşehirlilerle buluştu.</p>
<p>Hava kalitesinin önemine ve gerçek hayata dönük etkilerine farkındalık kazandırmak amacıyla hazırlanan proje kapsamında daha önce Ataşehir’deki 8 okulun öğrencileri ve belediye personeli için düzenlenen konferans bu kez tüm Ataşehirliler için yapıldı.</p>
<p><a href="http://www.itvhaber.com/?attachment_id=82649" rel="attachment wp-att-82649"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-82649" src="http://www.itvhaber.com/wp-content/uploads/atasehir_iklim_miktad-10.jpg" alt="atasehir_iklim_miktad (10)" width="627" height="380" /></a></p>
<p>Ataşehir Belediyesi Nikah Salonu’nda düzenlenen konferansa Ataşehir Belediye Meclisi Başkan Vekili Sadi Özata, Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Kalender Özdemir, Ataşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürü Ayten Kartal ile çok sayıda vatandaş katıldı.</p>
<p>Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, küresel iklim değişikliğinin Türkiye’ye olası etkileri konusunun uzun vadeli bir afet gibi ele alınması ve ortaya koyduğu riskleri azaltmak için risk yönetimine gidilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Kadıoğlu, “Gezegenimizin tarihi boyunca doğal nedenlerle iklim değişiklikleri yaşanmış olsa da, bugün karşı karşıya bulunduğumuz küresel iklim değişikliğinin ana nedeni insanoğlunun etkinlikleri. Küresel İklim değişikliği çağımızın en önemli ve en acil çözüm üretilmesi gereken sorunu. İklimler değişiyor ve insanoğlunun bu gidişata dur demek için zaman kaybetme lüksü yoktur” dedi.</p>
<p><a href="http://www.itvhaber.com/?attachment_id=82650" rel="attachment wp-att-82650"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-82650" src="http://www.itvhaber.com/wp-content/uploads/atasehir_iklim_miktad-4.jpg" alt="atasehir_iklim_miktad (4)" width="627" height="296" /></a></p>
<p>Konferansta Ataşehir Belediyesi ile İstanbul Teknik Üniversitesi işbirliğinde gerçekleşen projenin ayrıntıları vatandaşlara anlatıldı.</p>
<p>Ataşehir Belediyesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi işbirliğiyle yürütülen “Ataşehir İlçesi Hava Kalitesinin İzlenmesi ve Modellemesi Araştırma Projesi” kapsamında; modern dünyada önemi hızla artan hava kalitesinin ölçümü, değerlendirilmesi ve bölgede yaşayanların sosyo-ekonomik gelişimi ile hayat kalitesinin arttırılmasına katkı sağlamak amaçlanıyor.</p>
<p>Araştırma projesinin ilk adımında İlçe sınırları içerisinde kurulacak hava kalitesi istasyonu için yer seçimine karar verilecek ve istasyonda ölçümü yapılacak parametreler belirlenecek.</p>
<p>Sonrasında kurulacak bu istasyondan gelen ölçüm sonuçlarının değerlendirilmesi yapılacak.</p>
<p>Bölgede elde edilen hava kalitesi ölçüm sonuçları hava kalitesi standartları ve hava kalitesi indeksi açısından analiz edilerek değerlendirilecek.</p>
<p>Analizi gerçekleştirilen parametreler dâhilinde, kirliliğe en çok sebebiyet veren parametrelere ulaşmak mümkün olacak.</p>
<p>Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’na konferansa katılımdan dolayı Ataşehir Belediyesi tarafından çiçek sunuldu.</p>
<p><a href="http://www.itvhaber.com/?attachment_id=82651" rel="attachment wp-att-82651"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-82651" src="http://www.itvhaber.com/wp-content/uploads/atasehir_iklim_miktad-7.jpg" alt="atasehir_iklim_miktad (7)" width="627" height="367" /></a></p><p>The post <a href="http://www.haberinasli.com/kuresel-iklim-degisikliginin-ana-nedeni-insanoglu/">KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ANA NEDENİ İNSANOĞLU</a> first appeared on <a href="http://www.haberinasli.com">Haberin Aslı</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.haberinasli.com/kuresel-iklim-degisikliginin-ana-nedeni-insanoglu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;HAVA KİRLİLİĞİ VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ&#8217; KONFERANSLARI BAŞLADI</title>
		<link>http://www.haberinasli.com/hava-kirliligi-ve-iklim-degisikligi-konferanslari-basladi/</link>
					<comments>http://www.haberinasli.com/hava-kirliligi-ve-iklim-degisikligi-konferanslari-basladi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2015 21:38:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ataşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu lisesi]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Habire Yahşi]]></category>
		<category><![CDATA[Hava kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[hava kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[konferans]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.haberinasli.com/?p=31881</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ataşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Hava Kirliliği ve İklim Değişikliği” konulu konferanslar okullarda başladı. Ataşehir’de “Hava Kirliliği ve İklim Değişikliği” konulu konferanslar başladı Hava kalitesinin önemine ve gerçek hayata dönük etkilerine farkındalık kazandırmak amacıyla hazırlanan proje kapsamında Ataşehir’deki 8 okulun öğrencilerine, belediye personeline ve halka açık olarak konferanslar düzenlenecek, öğrencilere ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="http://www.haberinasli.com/hava-kirliligi-ve-iklim-degisikligi-konferanslari-basladi/">‘HAVA KİRLİLİĞİ VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ’ KONFERANSLARI BAŞLADI</a> first appeared on <a href="http://www.haberinasli.com">Haberin Aslı</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.itvhaber.com/?attachment_id=81662" rel="attachment wp-att-81662"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-81662" src="http://www.itvhaber.com/wp-content/uploads/atasehir_hava_kirliligi_iklim-1-300x164.jpg" alt="atasehir_hava_kirliligi_iklim (1)" width="300" height="164" /></a>Ataşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Hava Kirliliği ve İklim Değişikliği” konulu konferanslar okullarda başladı.</strong></p>
<p>Ataşehir’de “Hava Kirliliği ve İklim Değişikliği” konulu konferanslar başladı</p>
<p>Hava kalitesinin önemine ve gerçek hayata dönük etkilerine farkındalık kazandırmak amacıyla hazırlanan proje kapsamında Ataşehir’deki 8 okulun öğrencilerine, belediye personeline ve halka açık olarak konferanslar düzenlenecek, öğrencilere ve kamuoyuna bilgilendirme çalışmaları yapılacak.</p>
<p><a href="http://www.itvhaber.com/?attachment_id=81663" rel="attachment wp-att-81663"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-81663" src="http://www.itvhaber.com/wp-content/uploads/atasehir_hava_kirliligi_iklim-3.jpg" alt="atasehir_hava_kirliligi_iklim (3)" width="627" height="370" /></a></p>
<p>Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu tarafından sunulacak Hava Kirliliği ve İklim Değişikliği Konferanslarının ilk gününde Prof Faik Somer Spor Lisesi ve Habire Yahşi Anadolu Lisesi’nde konferanslar düzenlendi.</p>
<p>15 Aralık’a kadar Ataşehir’deki okullarda sürecek konferanslardan sonra 17 Aralık’ta halka açık bir konferans yapılacak.</p>
<p><a href="http://www.itvhaber.com/?attachment_id=81664" rel="attachment wp-att-81664"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-81664" src="http://www.itvhaber.com/wp-content/uploads/atasehir_hava_kirliligi_iklim-4.jpg" alt="atasehir_hava_kirliligi_iklim (4)" width="627" height="337" /></a></p>
<p><strong>HAVA KALİTESİ ÖLÇÜLECEK</strong></p>
<p>Ataşehir Belediyesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi işbirliğiyle yürütülen “Ataşehir İlçesi Hava Kalitesinin İzlenmesi ve Modellemesi Araştırma Projesi” kapsamında; modern dünyada önemi hızla artan hava kalitesinin ölçümü, değerlendirilmesi ve bölgede yaşayanların sosyo-ekonomik gelişimi ile hayat kalitesinin arttırılmasına katkı sağlamak amaçlanıyor.</p>
<p>Araştırma projesinin ilk adımında İlçe sınırları içerisinde kurulacak hava kalitesi istasyonu için yer seçimine karar verilecek ve istasyonda ölçümü yapılacak parametreler belirlenecek.</p>
<p>Sonrasında kurulacak bu istasyondan gelen ölçüm sonuçlarının değerlendirilmesi yapılacak.</p>
<p>Bölgede elde edilen hava kalitesi ölçüm sonuçları hava kalitesi standartları ve hava kalitesi indeksi açısından analiz edilerek değerlendirilecek.</p>
<p>Analizi gerçekleştirilen parametreler dâhilinde, kirliliğe en çok sebebiyet veren parametrelere ulaşmak mümkün olacak.</p>
<p><a href="http://www.itvhaber.com/?attachment_id=81665" rel="attachment wp-att-81665"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-81665" src="http://www.itvhaber.com/wp-content/uploads/atasehir_hava_kirliligi_iklim-5.jpg" alt="atasehir_hava_kirliligi_iklim (5)" width="627" height="327" /></a></p><p>The post <a href="http://www.haberinasli.com/hava-kirliligi-ve-iklim-degisikligi-konferanslari-basladi/">‘HAVA KİRLİLİĞİ VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ’ KONFERANSLARI BAŞLADI</a> first appeared on <a href="http://www.haberinasli.com">Haberin Aslı</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://www.haberinasli.com/hava-kirliligi-ve-iklim-degisikligi-konferanslari-basladi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
